İnsanlar eskiden duvarlara, kağıtlara bıraktıkları duygu ve düşünceleri önce bloglara sonra 140 harflik ortamlara taşıdı.
Zaman böyle, her şey hıza, pratikliğe, basitliğe dayalı. Bir tıkla kredi çekip, bir tıkla binlerce insana ulaşabildiğimiz günleri yaşıyoruz. Bu süreçlerin bir yan ürünü oluyor elbette.
Hayatlarımız da basitleşiyor. Pratikleşiyor. Bir tıkla aşık oluyoruz. Ayrılık dediğin bir sms uzağımıza yerleşiyor.
Ve geçen her günle birbirimize benzeşiyoruz. Çeşitlilik yerini tek düzeliğe, sıradanlığa, yavanlığa bırakıyor. Ne hayattan ne kendimizden zevk alamıyoruz. Birbirimize benzemenin bizleri yakınlaştırmasını umut ederken dönüştüğümüz şeyden içten içe nefret ettiğimiz için aksi tepkiyi gösterip daha da uzaklaşıyoruz.
Beyler bayanlar… Maalesef sanallık bize yaramadı. Teknoloji bize yaramadı. Bozulup, çözülüyoruz. Karakterlerlerimiz kumdan kaleler kadar sağlamken, aksi mümkün müydü zaten…
Sonra…
Aşk nerede diye merak edenlere, orada bir köy var uzakta diyeceğim… Elektiriğin gitmediği, suyun kuyulardan çekildiği, yolların hala toprak olduğu… Özleyenlerin “dürtmek” yerine kapınızı çaldığı…

Yorum yapın
Bu makale için yorumlar beslemesi